"Anayasaya Kadınları Ancak Kadınlar Sokabilir"

Kadınlar son olarak TCK reformu sırasında seslerini yükseltip haklarını kazandı. Yeni anayasa tartışmaları hükümetin tarihten öğrenmediğini gösteriyor. Kadınlar da "mecburen" mücadelelerini yükseltiyor.

"Anlaşılan o ki biz kadınlar örgütlenip mücadele etmedikçe bu anayasa kadınları dışlayarak çıkacak."

Kadın Adayları Destekleme Derneği (KADER) başkanı Hülya Gülbahar, kadın hakları alanındaki kazanımların geri gitmemesi ve ilerlemesi için erkek egemen iktidardan umudu olmadığını böyle açıkladı.

"Özellikle Türk Ceza Kanunu reformu sırasında kadın hareketi yoğun bir mücadele yürüttü. Bu mücadelenin sonunda partiler ve kamuoyu taleplerimizin haklılığını gördü. Anayasa taslağı çıkınca şaşırdık. Yeniden bir örgütlenme ihtiyacı oluştu ve kısa zamanda bir araya geldik."

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) Prof. Dr. Ergun Özbudun başkanlığındaki akademisyenlere hazırlattığı yeni anayasa taslağı Eylül başında açıklandı. Taslakta "kadın-erkek eşitliğini" vurgulayan 10. madde çıktı; yerine 9. maddede kadınlar "korunmaya muhtaç gruplar" arasına sokuldu.

Hükümet kadınları bu süreçten dışlayınca 200'den fazla kadın örgütü bir araya gelerek Anayasa Kadın Platformu'nu oluşturdu. Platform dün ikinci kez bir açıklama yaparak taleplerini açıkladı. Platform 26 maddede değişiklik istiyor.

"Hükümet öğrendi sandık, yanılışız" 

Kadınlar tüm toplumun geleceğini ilgilendiren anayasanın gizlice hazırlanması ve her şey bittikten sonra açıklama yapılmasına tepkili.

TCK Kadın Platformu'ndan Pınar İlkkaracan, yasa yenilenirken onlarca kez hükümet yetkilileriyle görüşmek istediklerini; cevap bile alamadıklarını hatırlatıyor.

"Biz de mecburen taleplerimizi basın üzerinden ilettik. Onlar da basın üzerinden cevap verdiler. Kamuoyu oluşunca, son bir yılda bizimle konuşmaya başladılar. Bunun hükümet için bir öğrenme süreci olduğunu sandık ama son derece yanılmışız."

CEDAW'ın etkisi 

Tüm uzmanların vurguladığı şey aynı aslında: Kağıt üzerinde değil fiili eşitlik istiyoruz. Yasal değişikliklere rağmen kadına yönelik bakış değişmedikçe sorunun devam ettiği ortada. Bu durum belki de en özlü olarak yargı kararlarında ortaya çıkıyor.

Bununla birlikte, hakların kağıt üzerinde güvenceye alınması da önemli ve vezgeçilemez. Böylece kadın hareketi bu güvenceye dayanarak daha da ileri gidebilir. Medeni Yasa Kadın Platformu'ndan Habibe Yılmaz Kayar, uluslararası anlaşmaların ve hukuki düzenlemelerin önemini şöyle anlattı:

"Türkiye Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi'ni (CEDAW)  1980'lerde pek de önem vermeden imzaladı. Ama anlaşmanın etkisini sonra gördük. Örneğin Anayasa Mahkemesi kararlarında sözleşmeye atıfta bulunmaya başladı."

Kayar, Medeni Kanun reformunda, Ailenin Korunmasına Dair Kanunda, -eleştiriler baki kalmak üzere- sözleşmeyle uyumlu hareket edildiğini anlattı. "Şimdi de CEDAW'a aykırı anayasa yapılamaz."

"Feminist hukukçular AB'yi değiştirdi" 

Benzer sorunlar dünyanın her yerinde yaşanıyor ve ilerleme kadınların taleplerini yükseltmesiyle sağlanıyor.

Avrupa Kadın Lobisi Türkiye Koordinasyonu'ndan Aysun Sayın "Uluslararası hukukun hızlandırıcı etkisinden yararlanmak istiyoruz" dedi.

Avrupa Kadın Lobisi, 28 ülkeden 4 binden fazla kadın örgütünü bir araya getiriyor. Sayın, "Avrupa Birliği'nde, yasalara giren düzenlemeler feminist hukuçuların, kadınların çabaları sayesinde oluştu" diyor ve ekliyor:

"Bizim haklar için kampanyalarımız, projelerimiz var. Devletin de kampanyaları, projeleri var ama bir kadın politikası yok. Oysa kampanyalar sadece politikanın uygulanması için araç." (EÜ)


İstanbul - BİA Haber Merkezi

05 Aralık 2007, Çarşamba

Erhan Üstündağ