Gözaltındaki 43 Hak Savunucusunun İfade İşlemleri Başladı

Gülmen ve Özakça için eylem yaparken gözaltına alınan 43 hak savunucusuyla görüşen avukatları, ifade işlemlerinin başladığını, ‘örgüt propagandası’ ile suçlandıklarını, işkence ve kötü muameleye maruz kaldıklarını açıkladı.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, Beşiktaş’ta açlık grevindeki Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için basın açıklaması yapmak istedikleri için gözaltına alınan 43 hak savunucusuyla ilgili basın açıklaması yaptı.

Açıklamada gözaltılara ilişkin bilgi veren İHD avukatlarından Hüseyin Boğatekin, hak savunucularının gözaltında işkence ve kötü muameleye maruz kaldıklarını söyledi.

Boğatekin, Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube’de tutulan hak savunucularının ifadelerinin bugün alınmaya başlandığı bilgisini aktardı.

Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Ali Ocak, Hanefi Yılmaz ve Hanım Tosun’un da katıldığı açıklamada İHD Eş Başkanı avukat Eren Keskin ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) İstanbul Temsilcisi Ümit Efe söz aldı.

5 Ağustos Cumartesi günü, Beşiktaş Kartal Heykeli önünde bir araya gelen hak savunucuları 152 gündür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için basın açıklaması yapmak istedi. Polis kitleye müdahale ederek 33 kişiyi gözaltına aldı. Ardından, gözaltılarla ilgili açıklama yapmak isteyenlere de müdahale eden polis, toplamda 43 kişiyi gözaltına aldı.

Keskin: Polis otobüsünde 10 saat havasız ve susuz bırakıldılar

Hak savunucularını Emniyet Müdürlüğü’nde bugün ziyaret eden Keskin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Gülmen ve Özakça için verdiği “iç hukuk yollarının tüketilmesi gerektiği” kararını eleştirerek söze başladı:

Tıklayın -AİHM, Gülmen ve Özakça’nın Başvurusunu Reddetti

“AİHM’in kararı son derece dikkat çekici ve kötü. Devletler mahkemesi gibi davranmaya devam ediyor. Türkiye gibi bir ülkede iç hukukun tüketilmesini istemek Türkiye’de iç hukukun olduğuna inanmaktır. Türkiye’de bütün ulusal ve uluslararası sözleşmeler yerle bir edilmiştir. Maalesef ki uluslararası hukuk da bazen büyük yanlışlar yapabiliyor ve bu yanlışlar hükümete güç veriyor.

Keskin gözaltındakilerle ilgili de şu bilgileri verdi:

“Hak savunucuları polis otobüsünde elleri arkadan plastik kelepçeyle bağlı şekilde 10 saat havasız ve susuz bırakılmışlar. Özellikle de kadın polisler tarafından kadınlara fiziki işkencenin yanında cinsel işkence de söz konusu.

“Gözaltındakiler sadece su ve şeker alıyorlar ve polise ifade vermeme haklarını kullanıyorlar. Aldığımız bilgiye göre de savcılıktan ‘terör örgütü propagandası’ suçlamasıyla soruşturma izni alınmış.”

Efe: Gözaltılar keyfi, anti demokratik, anayasal haklarımıza aykırı

4 Ağustos Cuma günü Gülmen ve Özakça için Kadıköy, Süreyya Operası önünde yapılan eylemde kendisi de gözaltına alınmış olan Efe, gözaltı sırasında yaşadıklarını anlattı.

Efe, AİHM’in Gülmen ve Özakça için verdiği kararı da doğru bulmadığını söyledi:

“Bize işkence ve kötü muamele yapıldı. Asıl ilginç olan açlık grevinin 100. gününden itibaren Kadıköy ve Beşiktaş’ta da barışçıl ve demokratik bir şekilde yürüyüş ve basın açıklaması yaparken bu hafta daha alana girmeden genel bilgi tarama (GBT) uygulamasıyla karşılaştık.

“Polisin yasal bir dayanağı yoktu. Esnafın şikayet ettiği bilgisiyle polis bize müdahale etmiştir. Keyfi, anti demokratik, anayasal haklarımıza aykırı gözaltılar yapmıştı. Bütün bunlara rağmen insan hakları mücadelesi işkence ve keyfi gözaltı terörüne boyun eğmeyecektir.”

“Demokratik ve yasal haklarımızı kullanmak bir haktır”

İHD, açıklamasında gözaltıların serbest bırakılmasını, kolluk güçleri hakkında soruşturma başlatılmasını, Olağanüstü Hal (OHAL) uygulamalarının sonlanmasını ve Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) işlerine son verilenlerin göreve iade edilmesini talep etti:

“Hak savunucularına yönelik bu uygulama ne ilk ne de son olacaktır. Büyükada'da hak savunucularına yönelik başlayan sürek avı, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için AİHM'ye yapılan başvuru sonucu, AİHM'nin, ‘İç hukukun tüketilmesi’ yönündeki kararı sonrası devam ediyor. AİHM kararı gerekçe gösterilerek, Valilik ve Kaymakamlıklar, Nuriye Ve Semih için yapılan her türlü gösteriyi yasaklayarak, 'Gösteri Yapma ve Kişi Güvenliği' ile 'Yaşama Hakkını’ ihlal ediyor.

“Demokratik ve yasal haklarımızı kullanmak bir haktır; bu hakkımızı ihlaller sona erinceye dek, her yerde her koşulda kullanmaya devam edeceğiz.”

Gülmen ve Özakça hakkında

Nuriye Gülmen 6 Ocak 2017'de yayınlanan Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında ilan edilen 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Konya Selçuk Üniversitesi'ndeki görevinden ihraç edildi.

Semih Özakça 29 Ekim 2016'da Resmi Gazete'de yayınlanan 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Mardin'deki öğretmenlik görevinden ihraç edildi.

Gülmen 9 Kasım 2016'dan, Özakça 23 Kasım 2016'dan beri oturma eylemi yapmak üzere Yüksel Caddesi'ndeki İnsan Hakları Anıtı önündeydi.

9 Mart 2017'de açlık grevine başladılar.

Ankara'da İnsan hakları Heykeli'nin bulunduğu Yüksel Caddesi'nde işlerine iade talebiyle başlattıkları direniş eylemi boyunca defalarca gözaltına alınıp bırakıldılar.

En son 22 Mayıs'ta gözaltına alındılar, 23 Mayıs'ta tutuklandılar.

(TP/AS)


İstanbul - BİA Haber Merkezi

07 Ağustos 2017, Pazartesi

Tansu Pişkin