İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, son olarak CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu için sarf ettiği “Sen bittin” sözüyle gündeme geldi. Soylu dün Meclis’te CHP’li ve AKP’li vekiller arasında yaşanan tartışmada da başrollerden biriydi.
Kılıçdaroğlu, Soylu hakkında, suç duyurusunda bulunup, 100 bin liralık manevi tazminat davası açarken, akıllara Soylu’nun geçmişteki konuşmaları geldi.
2008-2009 yıllarında Demokrat Parti Genel Başkanlığı yapan, 5 Eylül 2012’de AKP’ye katılan, 7 Haziran ve 1 Kasım 2015 seçimlerinde AKP’den Trabzon Milletvekili seçilen Soylu, 24 Kasım 2015’e Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, 31 Ağustos 2016’da İçişleri Bakanı oldu.
Bu süre zarfında sert siyasi söylemleriyle dikkat çeken Soylu’nun DP’deyken AKP’ye, AKP’ye geçtikten sonra ise muhalif siyasetçilere yönelik söylemlerinden bazılarını derledik.
“AKP’den bu milleti kurtaracağız”
Soylu, DP Genel Başkanı Başkanı olduğu dönemde Denizli’de yaptığı konuşmada “AKP’ye ve Tayyip Erdoğan’a gününü göstereceğiz” derken, “Bu milleti AKP’den kurtaracağız” ifadelerini kullanıyor.
Soylu, 15 Mart 2014’te AKP Genel Başkan Yardımcısı olduğu dönemde ise şunları söyledi:
“Allah şahittir ki şu bütün bedenim kan gölüne dönse de Tayyip Erdoğan’dan ayrılmayacağım. Bu ülke birileri tarafından kuşatılmaya çalışılıyor. Koltuk meselesi değil, beka meselesidir.”
Demirtaş’a: Orayı kafana yıkarız senin
Süleyman Soylu, AKP Teşkilat Başkanı olduğu 7 Haziran 2015 seçimleri öncesinde, 30 Nisan 2015’te HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a şöyle seslenmişti:
"Bir daha bizim teşkilatlarımıza ait el altından bir tehdit duyarsak, söylüyorum sana Demirtaş, buradan Türkiye'ye ilan ediyorum, orayı kafana yıkarız senin. Bu millet senin gibi yalancıları ve dolandırıcıları çok gördü.”
“Şu referandum bitsin, bak neler olacak”
Erzurum'da AKP İl Başkanlığı tarafından 23 Şubat 2017’de düzenlenen toplantıda konuşan Soylu, Kılıçdaroğlu’na şunları söyledi:
“Şu referandum (16 Nisan referandumu) bitsin bak neler olacak.”
Soylu, aynı toplantıda Selahattin Demirtaş için de “Demirtaş denen o adam müsvettesi de milleti birbirine kırdırmak için meydanlara çağrıyor” ifadelerini kullandı.
“Bana ne soruyorsun, Kandil’e sor”
Soylu, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nu, Nusaybin’de 14 gün boyunca haber alınamayan Koruköy’de bir vatandaşın işkence gördüğü iddiasını dile getirdiği için “O ev İstanbul’da, Mersin’de, İzmir’de ve milletin canını acıtan patlamalara ev sahipliği yapan planın evidir. O yaşlı dediğiniz adam ise teröre ev sahipliği yapıyor” ifadelerini kullandı.
HDP’nin de konuya ilişkin kendisinin cevaplaması istemiyle soru önergesi verdiğini hatırlatan Soylu, “Bana ne soruyorsun, git Kandil’e sor, Karayılan’a sor” dedi.
Özkök’e: Nonoşlarla mı olacaksın…
Soylu, Ertuğrul Özkök'ün Hürriyet'te 7 Mart 2017’de yayınlanan yazısının "İyi de bu 600 insana ne diye para ödeyeceğiz" arabaşlıklı bölümüyle ilgili olarak aynı gün Özkök’ü hedef alarak cinsiyetçi söylemlerde bulundu.
Referandum öncesi Başbakan Binali Yıldırım’ın başkanlık sistemine ilişkin sözlerini eleştiren Özkök’e cevap veren Soylu, şunları söyledi:
“Sayın Başbakanımıza laf ediyorsun, dilin çok uzamış senin. Kimin sözcülüğünü yapıyorsun Ertuğrul Özkök? Bilmediğin işlere karışma git Amerika’da, Avrupa’da nonoşlarla mı olacaksın, kimlerle birlikte olacaksan onlarla birlikte ol. Edepsiz adam. Sakın ha sakın bir daha sesini çıkarma.Sırça köşklerde viskilerinizi yudumladınız ve bu millete sabahtan akşama kadar hakaret ettiniz. Bu milletin sabrını zorlamayın…”
Ertuğrul Özkök, bugün Hürriyet’teki köşe yazısında CHP lideri Kılıçdaroğlu’na “Sen bittin” diyen Soylu’ya hitaben şunları yazdı:
“Ne ülkenin ana muhalefet partisi başkanına, ne bir işadamına, ne bir siyasetçisine, ne sıradan vatandaşına... Bu ülkede iki kişi ‘Sen bittin’diyemez. O iki kişi İçişleri Bakanı ile Adalet Bakanı’dır. Biri bu ülkenin her vatandaşının canını, malını korumakla görevli bakan. Öteki bu ülkenin her vatandaşının hakkını hukukunu korumakla görevli bakan. Bu iki bakandan biri, bu ülkenin herhangi bir vatandaşına ‘Sen bittin’deme cüretini gösterebiliyorsa, bilelim ki biten ana muhalefet partisi başkanı değil, bu ülkenin kendisidir. Yani hepimiz bitmişiz demektir.”
Yüksekdağ’a: Dört duvar verdik, istediğine sırtını dayasın
Soylu, Sinop Uğur Mumcu Meydanı’nda 10 Nisan 2017’de düzenlediği mitingde HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ “Biz ona dört tane duvar verdik, şimdi istediği duvara sırtını dayasın” dedi.
Baskın Oran’a: “Alçak”, “Uşak”
Soylu, 23 Haziran 2017’de T24 haber sitesinde “Kürtler üzerine bazı trajikomik deneyler” başlıklı yazı kaleme alan Prof. Dr. Baskın Oran için “Kendisini ilim adamı olarak pazarlamış”, “alçak”, “uşak” gibi ifadeler kullandı.
Soylu, Twitter’dan “Kendisini ilim adamı diye pazarlamış yazısının her kelimesini alçakça kurgulamış bir uşak. Baskın Oran hakkında suç duyurusunda bulunuyorum” yazdı.
“CHP Tanrıkulu’nun ağzının payını vermeli”
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun Hakkari’de Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA) ile bir sivilin öldürüldüğü, üç sivilin yaralandığı iddiası hakkında 7 Eylül 2017’de konuşan Soylu, "Ana muhalefet partisinin bu milletvekilini acilen çağırıp ağzının payını vermesi lazım" dedi.
“Bir fotoğrafla istifa mı edeceğim?”
Süleyman Soylu’nun, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk'un annesi Hatun Tuğluk'un Ankara'daki cenazesine 14 Eylül 2017’de düzenlenen saldırının faillerinden biriyle saldırı sonrası çekilen fotoğrafı ortaya çıktı.
Konuya ilişkin 16 Eylül’de Twitter’dan “Alçaksınız” ifadesiyle başlayan bir açıklama yapan Soylu, “Bugün 16 Eylül 2017, iki bakan, Haşan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu'nun idam edilişin 56. yıldönümü. Size benzeyen insan müsveddelerinin iftiralarıyla alçakça asıldılar. Yarım asır geçti aşağılık tavrınız değişmedi” dedi. Saldırıyla ilgili gözaltına alınanlardan birinin gözaltından önce kendisiyle fotoğraf çektirdiğini belirten Soylu “Fotoğraf çekilenlerden birinin de gözaltına alınması, fitne gerçeğini değiştirmez” dedi.
Soylu bir sonraki gün, 17 Eylül’de yaptığı açıklamada “Ulan bir fotoğrafla istifa mı edeceğim” dedi.
Demirtaş’a: Kaleminden kan damlıyor
Soylu, 26 Kasım 2017’de Demirtaş’ı “6-7 Ekim’de bu ülkenin çocuklarının katledilmesi talimatını veren kişi” olarak tanımlayan Soylu, Demirtaş’ın cezaevinde kaleme aldığı” Seher” kitabının gelirinin çocukların ve gençlerin eğitimi için kullanılacak olmasını eleştirdi:
“Türkiye Cumhuriyeti güçlüdür. Çocukları eğitmek için onun parasına da puluna da, onun kaleminden kan damlayan kitabına da bizim ihtiyacımız yoktur.”
Demirtaş, 28 Kasım’da Soylu’nun sözleriyle ilgili suç duyurusunda bulundu.
Kılıçdaroğlu’na: Sen bittin
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için 10 Aralık günü yaptığı konuşmada “Müfteri”, “Siyasi sahtekar” ifadelerini kullanan Soylu, “Kılıçdaroğlu, sana açık açık söylüyorum sen bittin” dedi.
Son olarak Meclis’te Ataşehir kavgası
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay’ın dün Meclis’te yaptığı konuşma sonrası söz alan İçişleri Bakanı Soylu, CHP’li Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi’nin görevinden uzaklaştırılması tartışmalarıyla ilgili olarak “Bir arkadaşınız olarak söylüyorum, bu işin arkasında durmayın” dedi.
“Kim hırsızlık yapmışsa, kim rüşvet almışsa, kim kendine çıkar sağlamışsa bunun cezasını vermek bizim sorumluluğumuzdur” diyen Soylu’nun konuşmasının ardından AKP’li ve CHP’li vekiller arasında tartışmalar yaşandı.
Süleyman Soylu hakkında
1969 İstanbul doğumlu. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu.
1987'de Doğru Yol Partisi (DYP) Gençlik Kolları'nda siyasete başladı.1989′da okul arkadaşlarıyla ortaklaşa kurduğu bir şirketle ticaret hayatına atıldı.
1987 ve 1990 arasında DYP İstanbul İl Teşkilatının Gençlik Kolları Yönetim Kurulu üyeliği ve teşkilat başkanlığı görevini üstlendi. 1995 yılında DYP Gaziosmanpaşa ilçe örgütünün yönetim kurulu üyeliğine seçildi, Gaziosmanpaşa İlçe Teşkilatı Başkanı oldu.
1999'da DYP İstanbul il başkanı oldu.
Soylu, DYP'deki önemli görevlere getirildiğinde o dönemin parti Genel Başkanı ve İstanbul milletvekili olan Tansu Çiller'in partili genç gözdelerinden oldu.
DYP'nin 22 Temmuz 2007 Genel Seçimleri öncesinde Anavatan Partisi'yle (ANAP) birleşme çabaları esnasında Demokrat Parti ismini alarak girdiği seçimlerde baraj altında kalması sonrasında Mehmet Ağar'ın istifasının ardından yapılan olağanüstü genel kurulun üçüncü turunda genel başkanlığa seçildi.
2008 ve 2009 arasında DP Genel Başkanlığı yaptı.
12 Eylül 2010 referandumunda "Evet" çalışmaları yürüttü. Bu faaliyetinin ardından Hüsamettin Cindoruk'un genel başkan olduğu DP'den ihraç edildi.
5 Eylül 2012'de AKP'ye katıldı.
30 Eylül 2012'de AKP MKYK'sına seçildi ve müteakiben AKP Ar-Ge'den Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirildi.
7 Haziran 2015 ve 1 Kasım 2015 seçimlerinde AKP'den Trabzon milletvekili seçildi.
24 Kasım 2015 tarihinde Ahmet Davutoğlu tarafından kurulan 64. Hükümet'te Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevine getirildi. Davutoğlu'nun istifa etmesinin ardından Binali Yıldırım tarafından kurulan 65. Hükümet'te Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevine devam etti.
31 Ağustos 2016'da istifa eden Efkan Ala'nın yerine İçişleri Bakanlığı'na getirildi.
bianet gece editörü. bianet'te eş yayın yönetmenliği ve editörlük yaptı. 2006-2007'de Nokta dergisinde, 2008-2011'de Aktüel dergisinde muhabirlik yaptı. 2004'te Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri bölümünden,...
bianet gece editörü. bianet'te eş yayın yönetmenliği ve editörlük yaptı. 2006-2007'de Nokta dergisinde, 2008-2011'de Aktüel dergisinde muhabirlik yaptı. 2004'te Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri bölümünden, 2008'de Bilgi Üniversitesi Kültürel Çalışmalar yüksek lisans programından mezun oldu.
Türkan Şoray: "Sanat ve sanatçı susturulmamalıdır"
Tutuklu öğrencilerin bayramı demir parmaklıklar arkasında geçirmelerini "en büyük yaramız" olarak niteleyen Şoray, genç sinemacıların düşüncelerini açıklama hakkını da savundu: "Her şeyi eleştirmek ve daha iyisini istemek onların doğasında var."
Sinema oyuncusu, yönetmen Türkan Şoray Instagram hesabından yayımladığı mesajla tutuklu öğrencilerin özgürlüklerine kavuşturulmaları, açıklamaları ve paylaşımları nedeniyle gözaltına alınmaya devam eden sanatçıların susturulmamaları isteğini dile getirdi.
950'de sinema oyunculuğuna başlayan Şoray, sinemada oyuncu ve yönetmen olarak etkinlik gösterdiği dönemde de, sonrasında da insan hakları ve özgürlükler konusunda duyarlı ve sorumlu tutumuyla tanınmış bir sanatçı olarak son günlerde artan baskılar karşısında da sessiz kalmadı. Meslektaşlarının ve gençliğin toplumsal sorumlulukları ve düşünceleri doğrultusunda kendilerini ifade etmelerine yönelik baskı ve cezalara karşı tutumunu açıkça ortaya koydu.
"Bir sanatçı olarak, genç meslektaşlarını çok iyi [anladığını]" dile getiren Şoray, "Sanatçı soru sorar... sorgular... " dedi. "Her şeyi eleştirmek ve daha iyisini istemek onların doğasında var. Ülkelerini aydınlık bir geleceğe taşımak için sorumluluk alırlar, topluma ayna tutarlar. Sanat ve sanatçı susturulmamalıdır."
Şoray'ın mesajının tamamı şöyle:
Sevgi emektir,
Tıpkı gençlerimizi dinlemek, onları anlamak, onların gelecek kaygılarına çözüm bulabilmek gibi...
Ancak birbirimizi anlayarak, severek ve empati kurarak güzel günlere ulaşabiliriz. Halen gençlerimiz tutuklu. Ben bir anneyim ve bunun üzüntüsünü yaşıyorum. Gençlerimiz niye tutuklu?
Demokratik haklarını kullanmak isteyen gençlerin, bayramı demir parmaklıklar arkasında geçirmeleri, hepimizin en büyük yarası olmalıdır. Onlar bizim çocuklarımız, gözbebeklerimiz, ülkemizin geleceğidir. Atatürk bu vatanı onlara emanet etmiştir. Gençlerimiz bir an önce özgürlüklerine kavuşmalıdırlar.
Bir sanatçı olarak, genç meslektaşlarımı çok iyi anlıyorum. Sanatçı soru sorar... sorgular... Her şeyi eleştirmek ve daha iyisini istemek onların doğasında var. Ülkelerini aydınlık bir geleceğe taşımak için sorumluluk alırlar, topluma ayna tutarlar. Sanat ve sanatçı susturulmamalıdır.
Hepimiz aynı şeyi istiyoruz aslında. Daha güzel, daha yaşanılası bir vatan. İşte bunun için düşünce ve ifade özgürlüğü olmazsa olmazımız olmalıdır. Demokratik bir ülke bizim vazgeçilmezimizdir.
Hepimiz bir bütünün parçası olduğumuzu, tek vatanımız olduğunu unutmamalıyız. Biz birbirini seven, koruyan, kul hakkı yemeyen, hoşgörülü, yaralarımızı saran insanlarız...
Hakan Fidan: "Suriye'de İsrail'le karşı karşıya gelmek istemiyoruz"
Suriyeli "kaynaklar", TSK görevlilerinin İsrail'in kullanılamaz hale getirdiği T-4 hava üssünü ziyaret etttiğini söyledi. Ankara yeni üsler ve "hava sahasının kullanımına da imkan veren bir ortak savunma paktı" dahil, ülkenin askeri yeniden yapılanmasında rol alma çabasında.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, NATO dışişleri bakanları zirvesi için gittiği Brüksel'de Reuters haber ajansına verdiği söyleşide İsrail'in Suriye'de attığı adımların gelecekte oluşacak bir istikrarsızlığın yolunu açtığını söyledi.
Fidan ayrıca ABD'nin İran'a yönelik bir saldırı başlatmasını da istemediklerini söyledi
Fidan: "Şam İsrail'le anlaşmak isterse kendi bilir"
Türkiye Dışişleri Bakanı, Şam geçiş yönetiminin İsrail'le "belli anlaşmalara" varmak istemesinin kendi tercihleri olacağını söyledi. İsrail'in de tıpkı Türkiye gibi Suriye'nin bir komşusu olduğunu hatırlattı.
Fidan, ABD'nin İran'a yönelik saldırı tehditleri konusunda da iki ülke arasındaki ihtilafın çözümü için diplomasinin gerektiğini ve İran'a yönelik herhangi bir saldırı gerçekleştirilmesini istemediklerini söyledi.
Suriye'ye yönelik İsrail saldırıları ve Türkiye bağlantısı
Şam'daki rejim değişikliği sonrasında İsrail Suriye'de Esad dönemi askeri kapasitesinden arta kalan her şeye saldırıken Ankara bu duruma tepki göstermişti.
Son olarak İsrail ordusu, Suriye'de Türkiye'nin askeri üs kurmak istediğini iddia ettiği, Humus yakınlarındaki Tiyas (T-4) Üssü'nü hedef almış, İsrail Dışişleri Bakanı, bu saldırının Türkiye'ye uyarı olduğunu açıkça söylemişti.
Suriye kaynaklarına dayanarak Ankara'nın, Suriye'nin merkezinde yeni Türk üsleri ve Suriye hava sahasının kullanımına da imkan veren bir ortak savunma paktı da dahil, Suriye'nin yeniden yapılanmasında önemli bir rol oynamak üzere konumlandığını bildiren Reuters'ın haberine göre, Suriyeli istihbarat ve ordu yetkilileri "Türk askeri ekipleri[nin] son haftalarda Suriye'nin Humus ilindeki T-4 ve Palmira hava üslerini ve Hama ilindeki ana havaalanını ziyaret etti[klerini]" söylediler.
Yetkililer, ekiplerinin üslerdeki pistlerin, hangarların ve diğer altyapının durumunu değerlendirdiğini söyledi.
Reuters'a konuşan Suriyeli kaynak, "T-4'teki saldırılar pist, kule, hangarlar ve yerdeki uçakları yok etti. İsrail'in genişletilmiş Türk varlığını kabul etmeyeceği yönünde sert bir mesajdı," dedi. Türkiye'ye yakın bir başka Suriyeli kaynak da "T-4 ['ün] artık tamamen kullanılamaz durumda olduğunu]" söyledi.
Dışişleri Bakanlığı: İsrail bölgemizin güvenliği için en büyük tehdit"
Dışişleri Bakanlığı dün yayımladığı yazılı açıklamada "Bölge ülkelerinin toprak bütünlüğüne ve milli birliğine kasteden saldırılarıyla İsrail, bölgemizin güvenliği için en büyük tehdit haline gelmiştir. İsrail bölgede stratejik destabilizatör olarak hem kargaşaya neden olmakta hem terörü beslemektedir." demiş, ancak İsrail saldırıarının Türkiye'nin Suriye'deki askeri hazırlıklarıyla bağlantısı konusuna değinmemişti.