Taner Timur’a Göre 1915

1915’in 50. yıl anmalarına tepki olarak oluşturulan Türkiye resmi tarih tezi, başından itibaren gerçeklerle örtüşmüyor; bu nedenle, kendi taraftarlarını ikna edip fanatikleştirmenin ötesine geçemiyor.

1935 doğumlu tarihçi Taner Timur’un “1915 ve Sonrası Türkler ve Ermeniler” kitabı, 1915’i anlamak için önemli bir kaynak. Timur, söze şöyle başlıyor:

İki büyük dünya savaşının yaşanmış olduğu son yüzyıl içinde, tüm dünyada, sivil halklara karşı çok sayıda kırım da yapılmış, insanlığa karşı suçlar da işlenmiştir. Bununla beraber Türkiye'nin özel bir muamele görmesi ve devamlı sanık sandalyesine oturtulması kuşkusuz haksız ve insafsız bir davranıştır. Fakat, ne yazık ki Türkiye de, resmi planda, yüz binlerce insanın ölmesine ve öldürülmesine yol açan bir "tehcir" olayını adeta meşrulaştıran tezleriyle, bu konuda, başından itibaren olumsuz bir rol oynadı. Üstelik böyle bir  tutumun eksikliğini belirtmek, 1915-1917 yıllarında hayatını kaybeden, çoğu savaş ve terörle ilgisi olmayan, masum Ermeniler hakkında üzüntü beyan etmek, egemen çevrelerde devamlı bir şekilde bizim ölülerimize karşı bir saygısızlık, Türkiye'ye de bir ihanet olarak değerlendirildi.” (s.7-8)

Timur’a göre, ASALA’yı Türkiye’nin açık ve gizli girişimleri değil, Ermeni diasporası durdurdu. Terör eylemleri, diasporanın siyasal kampanyalarına zarar veriyordu. Timur, ASALA eylemlerinin 1970’lerde ortaya çıkmasını üçüncü kuşak 1915 sağkalanlarının kimlik sorununa bağlıyor ki, bu daha fazla tartışma gerektiren bir konu... Öte yandan, ASALA eylemlerinin Türkiye’de 1915’in tartışılmasını zorlaştırdığı bir gerçek...

Timur, dengeli bir bakış ileri sürüyor. Ne Türkiye’nin ne de Ermenistan’ın resmi tarih tezini benimsiyor. “Bu konuyu tarihçilere bırakalım” denmişti; Timur, işte tam da bu boşluğu dolduruyor. Belgelere dayanıyor. Tek taraflı değil, iki tarafından da belgelerini inceliyor.

Bağımsızlık ya da Demokratikleşme

Taner Timur, 1915 tartışmalarında gözden kaçan önemli bir noktaya bir kez daha dikkat çekmiş oluyor: Ermeniler, Doğu’daki altı vilayetin hiçbirinde çoğunluk değildi (bkz. Gezgin, 2017a). Dolayısıyla, bağımsızlık talebi, gerçekçi bir talep değildi. Öte yandan, bu kurtuluş mücadelesi devletleşemeyeceğine göre, tek çıkar yol kalıyordu: Osmanlı’nın demokratikleşmesi ve böylece birarada yaşam hakkının güvence altına alınması ve haklar ve özgürlüklerin genişletilmesi (bkz. Gezgin, 2017b).

Hrant Dink de, Timur’un alıntıladığı gibi, demokratikleşmeyi soykırım tartışmalarının önüne koyuyordu. Oysa, 1915’te ve öncesinde 1909’da ve 1895’te bunun tam tersi gerçekleşecekti...

Kadınlar ve Çocuklar

1915, Ermeniler içinden ‘suçlular’ı cezalandırmak yerine, topyekûn bir halkı hedef aldığı için, ‘soykırım’ nitelemesi altında değerlendiriliyor.

İttihatçıların savunmasında şöyle deniyor: “Kadınlar ve çocuklar da dahil tüm Ermeni halkı ihtilal virüsüyle zehirlenmişti.” (s.49-50) Böylece sivil halkın topluca katli mazur gösterilmeye çalışılıyor. Öte yandan, ölüme gönderilecek Ermeni ileri gelenlerinin listesinin hazırlanmasında Talat-Enver-Cemal hükümetine yardımcı olan Ermeniler olduğu gibi, hükümetin kararını tanımayıp Ermeni komşularını saklayan Türkler de var. Diğer bir deyişle, bu resim, siyah-beyaz değil.

Fakat bu durum, başka bir yazıda belirttiğimiz gibi (Gezgin, 2017c), ‘bir halkı hedef alma’nın ağırlığını hafifletmiyor; çünkü Naziler de kendilerine hizmet eden Yahudilerin canlarını bağışlıyorlardı.

1915 ve Almanya

Timur, 1915’te Almanya’nın rolünü tartışmaya açıyor. Çeşitli kesimlerde oluşan yaygın görüş, Almanya’nın etkin bir rolü olduğu yönünde.

Diğer bir görüş, Almanya’nın olanlara göz yumma biçiminde edilgen bir rolü olduğu biçiminde. Almanya’nın 1915’te çıkarı vardı. Etnik olarak temizlenmiş bir Anadolu, savaşta müttefikini, dolayısıyla kendisini güçlendirmiş olacaktı. Osmanlı’nın Almanyalı generallerin komutasına teslim edilmesi gibi uç bir durum da var.

Timur, bu konudaki farklı görüşlere yer veriyor. Almanya’da iki eğilimin ortaya çıktığı anlaşılıyor: Din kardeşliği dolayısıyla Ermenilerden yararlanmak isteyen Almanyalı din adamları ve Almanya’nın Osmanlı üstünde vesayet politikasını uygulayan, dikensiz bir Anadolu’dan çıkarı olan diğer Almanyalı siyasetçiler. 

1915’in sorumlusu halk değil hükümettir

Bu, birçok kez yinelendi, fakat tekrar edelim. Timur da böyle yapıyor. 1915’in sorumlusu Türk halkı değildir; İttihat ve Terakki yönetimidir. Hükümetin icraatlerinden halk sorumlu tutulamaz; üstelik de, seçme-seçilme hakkının olmadığı bir dönemde... 1915’e karşı çıkan Türkler de olmuştur, katliam yapan da... Ermeniler içinden kendi halkına ihanet edenler de çıkmıştır. Dolayısıyla, kötü Türkler-iyi Ermeniler denklemi doğru değil...

Kitabın sonlarında, Timur, soykırım tartışmasının sürekli olarak Türkiye’nin başını ağrıtmasının nedenini şöyle açıklıyor ve Japonya’nın 2. Paylaşım Savaşı katliamlarıyla ilgili inkarcılığına da dipnotta değiniyor. Aslında benzer durumda daha çok ülke var; fakat bu görüşün çıkış noktası dikkate değer:

Birçok ulusun tarihinde 1915 Tehcir ve kırımlarına benzer bir sürü cürüm görülmüştü; fakat bunların hiçbiri Türkiye gibi yargılanmıyor, devamlı soykırım suçlaması ile kınanmıyordu. Çünkü, Türkiye gibi, kendi resmi belgelerinin de kabul ettiği toplu cinayetlerin faillerini  ‘hürriyet  anıtları’na  gömen; adlarını sokaklara, okullara veren başka bir ülke de yoktu.” (s.121-122)

Devlette kesikli süreklilik

Atatürk döneminde, İttihatçılar’la genç Cumhuriyet arasında keskin bir çizgi çekilmiş olsa da, birçok İttihatçı’nın ülkeye girişi engellese de ve Atatürk’e suikast davaları nedeniyle İttihatçılar’ın saygınlığı iyice diplerde olsa da, ilerleyen yıllarda İttihatçıların itibarı iade ediliyor ve ailelerine aylık bağlanıyor.

1915’in 50. yıl anmalarına tepki olarak oluşturulan Türkiye resmi tarih tezi, başından itibaren gerçeklerle örtüşmüyor; bu nedenle, kendi taraftarlarını ikna edip fanatikleştirmenin ötesine geçemiyor... Kitap, Hrant Dink’i anarak son buluyor.

Görüldüğü gibi, Taner Timur’un 1915’e ilişkin kitabı yeni tartışmalar açmak için bir çıkış noktası niteliğinde... Çözüm ise, 1915’te olduğu gibi bugün de aynı: Demokratikleşmek... (UBG/EKN)

* Taner Timur, “1915 ve Sonrası Türkler ve Ermeniler”, İmge Kitabevi Yayınları, 2000

** Kaynakça

Gezgin, U.B. (2017a). Anadolu’nun Kalkınamamasının Nedenlerinden Biri Olarak 1915. Deng 24, 24 Nisan 2017. http://deng24.com/anadolunun-kalkinamamasinin-nedenlerinden-biri-olarak-1915-doc-dr-ulas-basar-gezgin/

Gezgin, U.B. (2017b). 1915’e Nasıl Gelindi? Bir Özetin Özeti Denemesi. Bianet, 24 Nisan 2017. https://bianet.org/bianet/insan-haklari/185828-1915-e-nasil-gelindi-bir-ozetin-ozeti-denemesi

Gezgin, U.B. (2017c). Çerkezyan: Sarkis Ustanın Anılarındaki Gizli Ayrıntılar. https://bianet.org/biamag/azinliklar/188087-cerkezyan-sarkis-ustanin-anilarindaki-gizli-ayrintilar

 

 


İstanbul - BİA Haber Merkezi

19 Ağustos 2017, Cumartesi

Ulaş Başar Gezgin